Lohusalık Psikolojisi

Lohusalık Psikolojisi

Lohusalık Psikolojisi, doğum sonrası yaklaşık 5 hafta devam eden hassas bir dönemdir. Artık hamileliğiniz sona erdi ve minik yavrunuz kollarınızda. Ancak bu sefer de kendinizi başka bir zorlu süreçte buldunuz. Siz de aklınızda onlarca soruyla kendinizi bu sürecin ortasında kalakalmış hissediyorsanız  Lohusalık psikolojisi ile ilgili yazımızı okumanızı tavsiye ediyoruz.

Ne zaman eskisi gibi hissedebileceğim?

Lohusalık psikolojisi son derece hassastır, kendinize biraz zaman tanıyın. Kendinizi hemen hamilelikten önceki eski size kavuşacakmış gibi düşünmemelisiniz. Zaten artık eski siz, tam olarak sizi tanımlamıyor; çünkü artık aynı zamanda bir annesiniz. Öncelikle; bebek sahibi olmanın verdiği mutlulukla, hayata bir canlı getirmenin verdiği sorumluluğun ağırlığı arasında bocalamanın hemen her annenin başına geldiğini ve bunun çok normal bir duygu olduğunu bilmelisiniz.  İlk bebeğiniz ise bebek bakımı konusunda endişelenmeniz, hormonal değişikliklerin getirdiği stres, emziriyorsanız alışma dönemi sırasında zorluklara karşı sinirlenmeniz, sizi bekleyen fiziksel zorluklar karşısında korkuya kapılmanız, yetersizlik duygusu hissetmeniz olası. Kendinizi hiçbir zaman başkalarıyla kıyaslamayın. Sadece elinizden gelenin en iyisi yapmaya çalışın. Annelik sürekli gelişen bir olgu. Çocuğunuzun büyüdükçe, siz de gelişecek ve lohusalık psikolojisini geride bırakacaksınız.

 

Lohusalık & Anne -Bebek
Lohusalık Psikolojisi

Bebeğimi incitmeden nasıl tutacağım?

Yeni doğan bebeğinizin boyu kol boşluğunuzu bile doldurmuyor, hafif bedeniyle bir hayli kırılgan görünüyor olabilir. Ama henüz kemik yapısı tam sertleşmediği için düşündüğünüzden daha esnek ve sinirleri tam gelişmediği için de acı duymuyor. Bebeğinize sevgiyle dokunduktan ve darbelere karşı koruduktan sonra incinmesi çok da olası değil. İlk doğduğunda yaklaşık 3-3,5 kilo olan bebeğiniz yaşına yaklaşırken 10 kilo olup hala kucağınızdan inmediğinde günleri arayacaksınız. O yüzden her anın tadını çıkarmaya bakın.

Bebeğim doğduğunda aramızdaki bağ nasıl oluşacak?

Bazı anneler bebeklerine doğar doğmaz aşık olur. Birbirlerine kenetlenen gözler ve tarif edilemez bir bağ ile bağlanan iki ruh birleşir. Ancak, filmlerde ve reklamlarda çokça karşılaştığımız bu sahne çok da gerçekçi değildir. Henüz uyumak ve ağlamaktan başka işlevi olmayan bir bebekle günün çoğunluğunu yorgun geçiren deneyimsiz, taze bir annenin bu tür duyguları paylaşması çok da mümkün olmayabilir. Bebeğinizi her doyurduğunuzda, altını değiştirdiğinizde, ninniler söyleyip uyuttuğunuzda derin bir ilişkinin temellerini atıyor olacaksınız. İlk birkaç hafta sonrası bebeğinizin ihtiyaçlarını karşılamayı öğrendiğinizde; hareketlenmeye başlayan bebeğinizin her yüz ifadesinin, hareketinin ne anlama geldiğini önce sizin anlayacağınıza emin olabilirsiniz. Birkaç ay sonra bebeğiniz gülmeye ve anlamsız da olsa sesler çıkarmaya başladığında onun da sizinle iletişime geçmeye başladığını göreceksiniz. Sonra bir bakmışsınız gerçekten içinizde minik yavrunuza karşı bir aşk filizlenmiş bile.

Sütüm yetiyor mu?

Lohusalık psikolojisini etkileyen en önemli faktörlerden biri emzirme ile ilgili endişelerdir. Her lohusanın mutlaka aklına gelen, aklına gelmese bile etrafı tarafından çokça sorularak aklınızda yer eden bu sorunun cevabını sadece siz verebilirsiniz. Siz isterseniz, evet yeter. Öncelikle sütün bebeğinize yetecek şekilde ve onun ihtiyaç duyduğu içerikte üretildiğini unutmayın. Burada kendinize asıl sormanız gereken, “sütümün yetmesini engelleyecek nelerden uzak durmalıyım” olmalı. Bu noktada kendinizi motive etmek belki de en önemlisi. Anne Sütü ve Emzirme yazımızı okuyarak moral ve motivasyon için daha detaylı bilgi edinebilirsiniz. İlk zamanlarınızda umutsuzluğa kapılmanız çok doğal, sizi olumsuz etkileyen şeylerden ve kişilerden uzak durun. Göreceksiniz, bir gün gelecek gözünüz kapalı emzirebiliyor olacaksınız. Anne sütünü arttırmak ile ilgili yazımıza buradan ulaşabilirsiniz.

Kendime ve eşime zaman ayırabilecek miyim?

İlk haftalar bebeğinizin ihtiyaçları dışında bir şeye zaman ayırmak zor olsa da bu durum gittikçe kolaylaşacak. Belki gece yarısı sinema seansına girdiğiniz, soğutmadan kahvenizi içip saatlerce kitap okuduğunuz günler yakın değil. Ama annelerden ya da deneyimli arkadaşlardan yardım alarak bebeğinizi birkaç saatliğine bırakmak; kuaföre gitmek, yürüyüşe çıkmak, eşinizle dışarda bir şeyler içmek için aylarca beklemenize gerek yok. Dışarı çıkmadan önce süt sağıp bırakabiliyorsanız, ya da mama veriyorsanız birkaç hafta sonra kısa programlar; bebeğiniz ek gıdaya geçtikten sonra ise uzun programlar yapmak mümkün.

Eşim nasıl bir baba olacak?

Biz kadınlar içimizde büyüyen bebeğimizin varlığını hissettikten sonra bebeğimizle bağlantı kurabiliyor, annelik duygusunu az da olsa yaşayabiliyoruz. Ancak babalar için durum biraz farklı. Gözlemlediğimiz kadarı ile babalar genellikle bebek yavaş yavaş iletişim becerilerini geliştirdiğinde ve çevresine karşı paylaşımı arttığında babalığı daha çok hissediyorlar. Anneler hayatın rutin telaşını yaşarken babalar biraz kendilerini yalnız hissediyorlar. Bu nedenle anne-baba-bebek olarak üçlü vakit geçirmeniz, babayı dışlamamanız ve bakım sürecine dahil etmeniz önemlidir. Göreceksiniz, eşiniz de bebeğin bakımıyla ilgilendikçe bebeğinizin babasına olan sevgisi artacak ve babanın da bu sevgiyi hissetmesiyle babalık duyguları daha rahat gelişecektir.

Ne zaman uyuyabileceğim?

Artık eskisi gibi uzun ve kesintisiz uykulara bir müddet veda etmeyi kabullenerek başlayalım. Bebeğiniz sık sık emip kısa kısa uyuyacak ve sizin de bu rutine alışmanız gerekiyor. İlk aylar bebeğiniz yaklaşık yarım saatte emerek doyabileceği için bu süreyi dinlenmeye ayırın. Bebeğiniz uyuduğunda siz de başka işlerinizi düşünmeden hemen uyumaya bakın. Bazen aşırı yorgun ve kafaca meşgul olduğumuzda uyku güçlüğü de yaşayabiliyoruz. Bu gibi zamanlarda anne kendini hemen uyumalıyım düşüncesiyle şartlandırdığında sonuç tam tersi oluyor. Siz uyuyana kadar bebek yeniden uyanıyor ve kısır döngü başlıyor. Bunu önlemenin en etkili yollarından biri kendiniz için de bir uyku rutini oluşturmaktır. Çok değil, uyku öncesi eşinizden destek alarak kendinize sadece 15 dakika ayırmanız etkili olacaktır. Ilık bir duş, birkaç sayfa kitap okumak, rezene çayı içmek sizi rahatlatır ve kolayca uykuya geçmenize neden olur.

Fazla kilolarımdan nasıl kurtulacağım?

Doğum sonrası doktorunuza danışarak ilk hafta sonunda kısa yürüyüşlere bağlayabilirsiniz. Yürüyüş yapmak lohusalık psikolojisi açısından olumlu sonuçlar doğuracaktır. Karın adalelerinin normale dönmesini sağlamak amacıyla jimnastik veya pilates hareketleri yapılması tavsiye ediliyor. Normal doğumda egzersizlere 6. haftada başlanırken sezaryen olan hastalarda karın egzersizleri için 3 ay beklenmesi tavsiye edilmektedir. Size uygun spora başlama zamanınızı belirlemek için doktorunuza danışmanızı tavsiye ederiz. Düşük kalorili diyetler yapmak ise emziren anneler için kesinlikle önerilmiyor. Özellikle süt seviyesinin yüksek olduğu ilk 4 ay annenin beslenmesine daha çok dikkat etmesi ve süt verimini olumsuz yönde etkileyecek beslenme şekillerinden kaçınması gerekmektedir.

Kaynaklar:

 

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir